İş İstasyonum - Konya'da iş arıyorum - Konya iş ilanları - işçi aranan siteler - İşveren girişi - Konya temizlik - Konya hasta bakıcı - Konya refakatçı - Konya çocuk bakıcısı - Konya bebek bakıcısı - Konya özel öğretmenler - Konya vasıfsız iş ilanları - Konya eleman - Konya personel - Konya'da deneyimli elemanlar - Konya'da sertifikalı elemanlar - Konya'da tecrübeli elamanlar - Bu gün yayında olan ilanlar
mobile-icon

+(90) 332 353 44 31 +(90) 553 739 50 56 +(90) 552 209 43 63

iş kur

 

 

AŞURE GÜNÜNÜN ÖNEMİ

Onuncu gün anlamına gelen “Aşure” sözcüğü Arapçada 10 anlamındaki “Aşara” sözcüğünden türemiştir. Hicrî senenin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günü Müslüman topluluklarca “Âşura Günü” olarak kabul edilmiştir. Âşura gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bu günde Cenâb-ı Hakk’ın on peygamberine, on çeşit ikramda bulunarak kutsiyetini arttırdığına inanılan olaylar şunlardır: Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde, Yahudilerin Aşûra günü oruç tuttuklarını gördü. “Bu nedir?” diye sorduğunda. “Bu hayırlı bir gündür. Bu gün, Allah’ın İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardığı, bu sebeple de Musa’nın oruç tuttuğu gündür” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Ben Musa’ya sizden daha lâyığım.” buyurdu ve hem kendisi bu günde oruç tuttu, hem de başkalarına oruç tutmalarını söyledi.”12 Hz. Âdem’in tövbesi Âşura günü kabul edilmiştir. İdris Peygamber’in göğe çıkması bu günde olmuştur. Hz. İbrahim’in ateşte yanmaktan kurtulduğu gündür. İsmail Peygamber o gün doğmuştur. Hz. Yakup’un, oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.Hz. Eyyûb hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur. Hz. Musa Âşura gününde denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömdü. Yunus Peygamber balığın karnından Âşura günü kurtuldu. Hz. İsa o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseldi. Hz. Nuh’un gemisinin 40 gün 40 gece su içinde kaldıktan sonra, tufandan kurtulup sular çekildiğinde Cudi Dağı’na oturduğu o gündür. Yine bu inanışa göre Hz. Nuh gemide kalan erzakların hepsini karıştırıp bir çorba pişirilmesini söylemiş. O günün anısına çorbanın yapımına devam edildi. Muharrem orucu ve aşure günü ile ilgili olarak bazı hadislerde şöyle buyrulmuştur: “Her kim Aşure Günü’nde ailesine, ev halkına ve komşulara ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ihsan eder.” “Kim Aşure Günü on Müslüman’a selam verirse bütün müminlere selam vermiş gibi sevap alır.” “Kim bu gün bir yetimin başını okşarsa, Allah onun her kılına karşılık cennete bir derecesini yükseltir.” “Kim Aşure Günü zerre kadar bir şey sadaka verse Allah ona Uhud Dağı kadar sevap verir. O sevap kıyamet gününde mizanında yer alır.”

 

 

 

 

30 AGUSTOS ZAFER BAYRAMI ÖNEMİ

Zafer Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ulusal bayramıdır. Her yıl 30 Ağustos günü kutlanır. Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni (Büyük Taarruz) anmak için kutlanan bayramdır. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.

Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Denizli, Kahramanmaraş, Ankara ve İzmir’de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur. Zafer Bayramı, tüm yurtta törenlerle kutlanır. Devlet erkânı ve birçok vatandaş, Ankara’da Anıtkabir’i, diğer illerde de anıt ve şehitlikleri ziyaret edip, Mustafa Kemal Atatürk’e, silâh arkadaşlarına ve komutasında savaşmış askerlere şükranlarını sunar. Hemen hemen her yerleşim yerinde, askerî birlikler geçit törenlerine katılır. Ayrıca dış temsilciliklerde de çeşitli kutlamalar yapılır. 30 Ağustos günü, Türkiye’de resmî tatildir.

Her yıl, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları bu tarihte mezun verir. Tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olur.

30 Ağustos Zaferinin Önemi

30 Ağustos zaferi, Türk milletinin asla esir edilemeyeceğini; semaları süsleyen Türk Bayrağı’nı gönderden indirilemeyeceğini ve gök kubbeyi çınlatan ezan seslerinin dindirilemeyeceğini bütün dünyaya ilan eden kutsal bir zaferdir. Bu zafer, namusumuzu ve mukaddes değerlerimizi düşman saldırısından kurtarmakla kalmamış; aynı zamanda esaret altında bulunan diğer Müslüman milletlere de ilham kaynağı olmuştur.

30 Ağustos’un gerçek anlamını ve önemini Büyük Zafer’in ikinci yıl dönümünde (30Ağustos 1924) Dumlupınar’ın Çal tepesinde yapılan törende Atatürk’ün verdiği söylevde görürüz: “… Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetin temeli burada tarsin olundu (kuvvetlendirildi), hayat-ı ebediyesi (ebedî hayatı) burada tetviç olundu (taçlandırıldı). Bu sahada akan Türk kanları, bu semada pervaz eden (uçan) şehit ruhları devlet ve cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır.” 

Ecdadımız; yokluklar içinde ve en ağır şartlar altında, yedi düvele karşı, tarihte benzeri görülmemiş bir destan yazmıştır.

1071 MALAZGİRT SAVAŞI VE MALAZGİRT ZAFERİ

Tarih sayfalarına büyük bir zafer olarak geçen ve Türklere Anadolu'nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi'nin 946'ncı yılı çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. İşte Malazgirt Savaşı ve Malazgirt Zaferi'nin detayları...

26 Ağustos 1071 tarihinde Selçuklu Sultanı Alp Arslan çadırından çıktı ve Malazgirt ovasında ordugahına yaklaşık 8 kilometre uzaklıktaki düşman birliklerini tespit etti.

Bizans İmparatoruna savaşı önlemek için elçiler gönderildi ancak Bizans İmparatoru bu hareketi bir korkaklık olarak algıladı ve gelen elçilerin ellerine birer haç tutuşturarak geri gönderdi.

Düşman ordu birliklerinin kendi ordusundan daha fazla olduğunu fark eden Sultan Alp Arslan, savaştan sağ çıkma olasılığının düşük olmasını da göz önünde bulundurarak Türk-İslam adeti olarak kefene benzeyen beyaz kıyafetler giydi ve atının kuyruğunu bağlattı.

Şehit olduğu takdirde vurulduğu yere gömülmek isteyen Alp Arslan, böylece askerlerine savaştan asla kaçmayacağını anlatmış oldu ve askerini cesaretlendirdi.

Cuma namazına imamlık ettikten sonra atına binip ordusunun karşısına çıktı ve moral yükseltici, maneviyat arttırıcı ve cesaret verici kısa ve etkili bir konuşma yaptı. Kur'an-ı Kerim'den ayetler okuyan Alp Arslan, şehitlik ve gazilik makamının da öneminden bahsetti.

Ardından da tamamı Müslüman olan Selçuklu ordusu, savaş pozisyonuna geçerek bekleyişe başladı. Bu esnada Bizans ordusunda da aynı şekilde dinsel ayinler yapıldı ve İmparator Romen Diyojen de en ihtişamlı zırhını giyerek beyaz atına bindi.

Bizans'ın bu savaşı kazanması durumunda Tanrı tarafından şeref, şan, onur ve kutsal savaş sevapları verileceğini ordusuna anlattı. Selçuklu Sultanı Alp Arslan, savaşı kaybetmesi durumunda devletini kaybedeceğini çok iyi biliyordu. Aynı şekilde İmparator Diyojen de Bizans'ın kaybetmesi durumunda da çok büyük güç ve toprak kaybedeceğini biliyordu.

Öğle saatlerinde Türk atlıları toplu ok saldırıları yaparak savaşı başlattı. Türk ordusunda sayısı oldukça fazla olan atlı okçular, Bizans ordusunun bu saldırıda büyük kayıplar vermesine yol açtı. Atlı okçuların saldırısına rağmen savaş düzenini bozmayan Bizans ordusu, saflarını bozmadı.

SAVAŞI KAZANDIRAN TAKTİK: HİLAL TAKTİĞİ

Ordusuna yanıltıcı bir geri çekilme emri veren Sultan Alp Arslan, arkalarda gizlemiş olduğu küçük birliklerinin yanına doğru çekildi ve Türk ordusunun arka saflarında bir Hilal şeklinde pozisyon aldı.

Türklerin çekildiğini gören İmparator Dijoyen ve ordusu, tuzağa düştü ve Türklerin saldırı gücünü yitirdiğini ve korkarak kaçtıklarını düşündü. Bunun üzerine kaçan Türk ordusunu yakalamak için ordusuna "Saldır" emrini verdi.

 

 

Yan geçitlerde pusu kuran Türk okçuları, Bizans zırhlı birliklerini vurmaya başladı. Kayıplar veriliyordu ancak Bizans ordusu hız kesmeden Türk ordusunun peşinden gitmeye devam etti. Ağır zırhlara sahip olan Bizans ordusu, yavaş kaldığı için Türk ordularını yakalayamadı ve askerler üzerlerindeki zırhın ağırlığından dolayı çok fazla yoruldu ve hızları durma noktasına kadar geldi.

Türk ordusunu yakalama hırsı dinmeyen Diyojen, ordusunun yorulduğunu fark etmedi ve takibe devam etti. Ancak mevzisinden çok ileride olduğunu ve yan saflardaki Türk okçularının askerlerini birer birer vurduğunu çok geç fark eden Diyojen, geri çekilme emri için düşünüyordu.

 

 

Tam da bu ikilemdeyken geri çekilen Türk süvarilerinin yönlerini tam Bizans ordusu üzerine geçip hücuma kalkmaları ve geri çekilme yollarının da Türkler tarafından kapatıldığını gören Diyojen, büyük bir panikle ordusuna geri çekilmesi için emir verdi. Fakat çevresini saran Türk ordusu, Bizans askerlerini avcunun içine almış durumdaydı.

Durumu fark eden ve kaçmaya çalışan generalleri gören Bizans askerleri, daha da paniğe kapıldı ve zırhlarını alarak kaçmak için çabaladı. Kaçmak isteyen Bizans askerlerini ustaca kılıç kullanan Türk askerleri karşıladı ve hepsini kılıçtan geçirdi.

 

 

Sivas'ta soydaşlarına yaptıklarının acısını çıkartmak isteyen Ermeni askerleri, her şeylerini bırakıp savaş alanından kaçınca Bizans ordusu için durumun vahameti arttı ve ordusunu kontrol altına alamayan Diyojen, birlikleriyle kaçmaya çalışsa da bu mümkün değildi.

Ardından tam bir mağlubiyet havasına giren Bizans ordusunun çok büyük bölümü, akşam hava kararmadan yok edildi. Savaşta kaçamayan askerler de teslim oldu ve Diyojen omzundan yaralı bir şekilde ele geçirildi.

Tüm dünya tarihi için büyük bir dönüm noktası niteliğinde olan Malazgirt Savaşı, zafer kazanan komutan Alp Arslan'ın yenik İmparator Romen Diyojen'le antlaşma yapmasıyla son buldu. İmparatoru bağışlayan ve ona iyi davranan Sultan antlaşmaya göre İmparatoru serbest bıraktı.

Antlaşmaya göre imparator kendi fidyesi için 1.500.000 denarius, vergi olarak da her yıl 360.000 denarius ödeyecek; ayrıca Antakya, Urfa, Ahlat ve Malazgirt'i de Selçukluya bırakacaktı.

Romen Diyojen ise geri dönmekte iken Anadolu'ya dağılmış ordunun kalanlarından derme çatma bir ordu düzenlemiş ve kendisini tahttan indirenlerin ordularına karşı iki çatışma yapmıştır. Her iki muharebede yenilerek Kilikya'da bir küçük bir kaleye çekildi. Orada teslim oldu; keşiş yapıldı; katır üzerinde Anadolu'dan geçirildi; gözlerine mil çekildi; Proti (Kinalıada)'daki manastıra kapatıldı ve orada birkaç gün içinde yaraları ve enfeksiyon nedeni ile öldü.

İbn-i Sina Haftası

 

Büyük Türk filozofu, bilgini ve hekimlerin pîri İbni Sînâ 17 Ağustos 980’de Buhara-Afşena kasabasında doğdu.
21 Haziran 1037’de Hemedan’da öldü. Doğumunun 1003. Yıldönümü olan 1983'den itibaren bir hafta süreyle anılmaya başlanmıştır.

İbn-i Sinâ Kimdir?
Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik gibi bilgi ve becerinin çeşitli alanlarında seçkinleşmiş olan, İbn-i Sinâ (980-1037), matematik alanında matematiksel terimlerin tanımları; astronomi alanında ise duyarlı gözlemlerin yapılması konularıyla ilgilenmiştir.

Astroloji ve simyaya itibar etmemiş, Dönüşüm Kuramı'nın doğru olup olmadığını yapmış olduğu deneylerle araştırmış ve doğru olmadığı sonucuna ulaşmıştır. İbn-i Sinâ'ya göre, her element sadece kendisine özgü niteliklere sahiptir ve dolayısıyla daha değersiz metallerden altın ve gümüş gibi daha değerli metallerin elde edilmesi mümkün değildir.                                    

İbn-i Sinâ, mekanikle de ilgilenmiş ve bazı yönlerden Aristoteles'in hareket anlayışını eleştirmiştir. Aristoteles, cismi hareket ettiren kuvvet ile cisim arasındaki temas ortadan kalktığında, cismin hareketini sürdürmesini sağlayan etmenin ortam, yani hava olduğunu söylüyor ve havaya, biri cisme direnme ve diğeri cismi taşıma olmak üzere birbiriyle bağdaşmayacak iki görev yüklüyordu.

İbn-i Sinâ, bu çelişik durumu görmüş, yapmış olduğu gözlemler sırasında hava ile rüzgârın güçlerini karşılaştırmış ve Aristoteles'in haklı olabilmesi için havanın şiddetinin rüzgârın şiddetinden daha fazla olması gerektiği sonucuna varmıştır. Oysa bir ağacın yakınından geçen bir ok, ağaca değmediği sürece, ağaçta ve yapraklarında en ufak bir kıpırdanma yaratmazken, rüzgâr, ağaçları sallamakta ve hatta kökünden kopartabilmektedir; öyleyse havanın şiddeti, cisimleri taşımaya yeterli değildir.
 
İbn-i Sinâ, her şeyden önce bir hekimdir ve bu alandaki çalışmalarıyla tanınmıştır. Tıpla ilgili birçok eser kaleme almıştır; bunlar arasında özellikle kalp-damar sistemi ile ilgili olanlar dikkat çekmektedir. Ancak, İbn-i Sinâ dendiğinde, onun adıyla özdeşleşmiş ve Batı ülkelerinde 16. yüzyılın ve Doğu ülkelerinde ise 19. yüzyılın başlarına kadar okunmuş ve kullanılmış olan "el-Kânûn fî't-Tıb" (Tıp Kanunu) adlı eseri akla gelir.



Beş kitaptan oluşan bu ansiklopedik eserin birinci kitabı, anatomi ve koruyucu hekimlik, ikinci kitabı basit ilaçlar, üçüncü kitabı patoloji, dördüncü kitabı ilaçlarla ve cerrahi yöntemlerle tedavi ve beşinci kitabı ise çeşitli ilaç terkipleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler vermektedir.

İbn-i Sinâ'nın söz konusu eseri incelendiğinde, konuları sistematik bir biçimde incelediği görülür. Tarihte ilk defa, tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak değerlendiren İbn-i Sinâ, cerrahi tedavinin sağlıklı olarak yürütülebilmesi için anatominin önemini özellikle vurgulamıştır. Hayati tehlikenin çok yüksek olmasından ötürü pek gözde olmayan cerrahi tedavi ile ilgili örnekler vermiş ve ameliyatlarda kullanılmak üzere bazı aletler önermiştir.

Gözle de ilgilenmiş olan İbn-i Sinâ, döneminin seçkin fizikçilerinden İbn-i Heysem gibi, Göz-Işın Kuramı'nı savunmuş ve üst göz kapağının dışa dönmesi, sürekli beyaz renge veya kara bakmaktan meydana gelen kar körlüğü gibi daha önce söz konusu edilmemiş hastalıklar hakkında da ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur.

 


 

RAMAZAN BAYRAMI ANLAMLI VE ÖNEMİ HAKKINDA BİLGİLER

Bilindiği gibi, halk arasında “üç aylar” diye anılan “Recebü’l-ferd”, “Şa’bânü’l-muazzam” ve “Ramazânü’l-mübârek” aylarının İslam dininde özel bir yeri vardır. İçerisinde “Regâib” ve “Mi’râc” kandillerinin bulunduğu ve Âdem aleyhisselam’dan beri kıymetli olan Recep ayı ile “Berât” kandilinin bulunduğu Şa’ban ayı göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş, dört gözle beklenen, ayların sultanı Ramazan ayı da idrak edilmiş ve nihayete ermiştir. Allahü teala, necip milletimizin ve bütün Müslümanların sıhhat ve afiyet içerisinde nice bayramlara kavuşmalarını nasip buyursun.

Bayramların cemiyet hayatımızda çok özel bir yeri vardır. Çocuklar, gençler, olgunlar ve yaşlılar grup grup camilere doluşurlar, büyük bir huşu içerisinde namazlarını eda ederler. Bayram namazından sonra bütün Müslümanlar birbirlerinin bayramlarını tebrik ederler, daha sonra aile büyükleri, eş-dost, akraba ve komşuları ziyaret ederek, büyüklerin ellerini öpüp dualarını alırlar. Bayramlar sevgi ve saygının artmasına vesile olur. Yine dini bayramlarımızdaki güzel adetlerimiziden biri de, yetimler, fakirler, garipler ve çocukların sevindirilmesi, yardıma muhtaç kimselere yardım ellerinin uzatılması, ictimai yardımlaşma ve dayanışmanın tezahür etmesidir. Ramazan bayramında fakirlere sadaka-ı fıtır verilmesi, kurban bayramında ise, akrabaya ve komşulara kurban etinden dağıtılması ne kadar hikmetlidir.
Birlik ve beraberliğe vesile…

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Ramazan ve Kurban bayramının gecelerini ihya eden kimsenin kalbi, kalblerin öldüğü gün ölmez.) [İbni Mace, Taberani]

(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, tevbe reddolmaz. Ramazan bayramının ve Kurban bayramının birinci geceleri, Berat gecesi ve Arefe gecesi.) [İsfehani]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İbni Asakir]

Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet’e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Bayram gecelerini ihya eden, büyük saadete kavuşur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bayram gecelerini ihya edenin kalbi, kalblerin öldüğü günde ölmez.) [Taberani]

Ramazan bayramında bayram namazından önce tatlı yemek, hurma yemek, hurmayı 1, 3, 5 gibi tek adet yemek, teke riayet etmek, sünnettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ tektir, teke riayet edeni sever.) [Buhari]

Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin tef çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu Bekir, Resulullahın evinde böyle şey yapılmasının uygun olmayacağını bildirerek, onların susmalarını söyledi. Düğünlerde ve bayramlarda, kadınların def çalmaları caiz olduğu için, Peygamber efendimiz, Hazret-i Ebu Bekir’e, (Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. (Buhari)

Dargın olanların, bayramı beklemeyip, hemen barışması gerekir. Allahü teâlâyı ve Peygamber efendimizi seven, insanların kusurlarına bakmaz, hoşgörülü olur. İyi insan, [mümin], herkesle iyi geçinir. Başkalarına sıkıntı vermediği gibi, onlardan gelecek eziyetlere de katlanır. Bir kusuru için kimseye darılmamak gerekir.

Dargınlık olsa bile üç günden fazla sürmemeli. Şayet bayrama kadar süren bir dargınlık olduysa, daha fazla gecikmeden barışmalı. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helâl değildir.) [Buhari]

(Müslümana üç günden fazla dargın duran Cehenneme gider.) [Nesai]

(Birbirine dargın iki kişiden, hangisi önce selam verirse, günahları affolur. Verilen selamı öteki almazsa, melekler alır. Selam almayana da şeytan, sevinçle iltifatta bulunur.) [İbni Ebi Şeybe]

(Müminin kardeşine üç günden çok dargın durması caiz değildir. Üç gün sonra, ona selam verip hatırını sormalıdır. Onun selamını alırsa, birlikte sevaba ortak olurlar. Selamını almazsa günaha girer. Selam veren de küs durma mesuliyetinden kurtulmuş olur.) [Ebu Davud]

(Din kardeşiyle bir yıl dargın duran, onu öldürmüş gibi günaha girer.) [Beyheki]

(Ameller, pazartesi ve perşembe günleri Allahü teâlâya arz olunur. Allahü teâlâ da, kendisine şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak bu mağfiretten, birbirine kin tutan iki kişi istifade edemez. Allahü teâlâ, “O iki kişi barışıncaya kadar amellerini bana getirmeyin” buyurur.) [İ. Malik]

(İki kişi, birbirine dargın olarak ölürse, Cehennemi görmeden Cennete giremez. Cennete girseler de birbiriyle karşılaşamazlar.) [İbni Hibban]

Ramazan gittiği için değil, günahlarımızın affolduğu için, büyük sevab ve nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca Allahü teâlâ meleklere, “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?” diye sorar. Melekler de, “Ücretini almaktır” derler. Allahü teâlâ da, “Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak, kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm” buyurur.) [Beyheki]

Peygamber efendimiz, (Ramazan ayının son günü Allahü teâlâ, oruç tutanları affeder) buyurunca, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, o gün Kadir gecesi mi?) diye sual etti. Onlara, (Bilmez misiniz ki, iş yapana, işi bitirince ücreti verilir) buyurdu. (Beyheki)

Bunları bilen Müslüman nasıl sevinmez ve bayram etmez? Bayram günleri sevinmek, neşelenmek gerekir. Hazret-i Ebu Bekir, kızı Âişe validemizin evine gidince, iki cariyenin def çalıp oynadığını gördü. Ensar-ı kiramın kahramanlıklarını övüyor, destan söylüyorlardı. Hazret-i Ebu Bekir, (Resulullah’ın evinde böyle şey yapılmaz, susun) dedi. Düğünlerde ve bayramlarda, kadınların def çalmaları caiz olduğu için, Peygamber efendimiz hazret-i Ebu Bekir’e, (Onlara mani olma! Her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır. Bayram, sevinç günleridir) buyurdu. (Buhari)

Hazret-i Ali, (Bugün, orucu kabul edilenlerin ve günahları affedilenlerin bayramıdır) buyurdu. Hadis-i şerifte de, (Ramazan ayında, içkiye devam eden, ana babasına âsi olan ve sıla-i rahmi terk eden hariç, herkesin günahları affolur) buyuruldu. (Gunye)

Eğer bunlar tevbe ederse, Allahü teâlâ günahlarını affeder. Ramazandaki sevablar bilinseydi, (Her gün ramazan olsa) denirdi. Hadis-i şerifte, (Ramazan ayındaki özel sevablar bilinmiş olsaydı, bütün yılın ramazan olması istenirdi) buyuruldu. (Ebu Nasr)

Ne mutlu günahlardan sakınarak oruç tutanlara… Bunlar, asıl bayramı ahirette yapacaklardır!

Bayram geceleri

S. Ebediyye’deki, “Kıymetli geceye, kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Önceki günü öğle namazı vaktinden, o gecenin fecrine kadar olan zamandır. Yalnız, Arefe ve üç kurban günlerinin geceleri böyle değildir. Bu dört gece, bu günleri takip eden gecelerdir” ifadesi hangi kitaptan alınmıştır?

CEVAP
Dürr-ül muhtar kitabının itikâf bahsinde şöyle deniyor: Bil ki, geceler günlere tâbidir. Bundan, yalnız Arefe gecesiyle Kurban bayramı geceleri müstesnadır. İnsanlara kolaylık olmak için, bu geceler, geçen gündüzlerine tâbidir. Velvalciyye'nin kurban bahsinde de beyan edilmiştir.

Bayramda yiyip içmek

Mektubat’ta, (Bayramda yiyip içmek, yıllarca nafile oruçtan daha sevaptır) buyuruluyor. Yiyip içmek niye sevab oluyor ki?

CEVAP
Burada sevab olan, yiyip içmek değil, oruç tutmayarak Allahü tealanın emrine uymaktır. Bayram günü oruç tutmak haram olduğu için, oruç tutmamanın, yani dinin emrine uymanın, nafile oruçtan daha kıymetli olduğu bildiriliyor.

Bayram ziyaretleri

Bayram ziyaretlerinde neye dikkat edelim, önce kimleri ziyaret edelim?

CEVAP
Fâsık olan, günah işlememize sebep olacak akrabayı ziyaret lazım değildir. Fakat salih olan akrabayı ziyaret gerekir. Salih arkadaşları ziyaret de çok sevaptır. Ziyaret, yalnız Allah rızası için olmalıdır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Bir kimse, köydeki arkadaşını ziyarete gider. Hak teâlâ, buna bir melek gönderir. Melek o adama der ki:

- Böyle nereye gidiyorsun?
- Bu köyde bir arkadaşım var. Onu ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sırf Allah rızası için ziyaretine gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Allahü teâlâ gönderdi. Hiçbir karşılık beklemeden arkadaşını ziyarete gittiğin için Allahü teâlânın sevgisine mazhar oldun.) [Hakim]

(Hiç bir kul yoktur ki, din kardeşini Allah için ziyaret etsin de, bir melek, "Ne iyi ettin, Cennet sana helal olsun" demesin. Allahü teâlâ da buyurur ki: "Kulum beni ziyarete geldi. Bana da onu ağırlamak düşer".) [Ebu Ya’la]

Hikmet ehli diyor ki:
(Ziyareti terk etme, seni unuturlar. Pek sık da gitme senden bıkarlar.)

Allah rızası için müslümanı ziyaret etmek çok sevaptır. Âlimi, fakiri ve salih akrabayı ziyaret daha çok sevaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevap alır.) [Taberani]

Salih akrabayı hiç olmazsa, haftada veya ayda bir ziyaret etmeli, kırk günü geçirmemelidir! Uzak ülkede ise mektupla, telefonla gönlünü almalı, dargın ise barışmalıdır.

Ev sahibi imam olur. Yahut onun tayin ettiği zat imam olur. Bir kimse, layık olsa da, teklif edilmeden ziyarete gittiği yerde imamlığa geçmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir kavmi ziyarete giden, onlara imamlık yapmasın!) [Tirmizi]

 


AREFE GÜNÜ DUA VE ZİKİRLERİ

 

Arefe günü bu duaları ve zikirleri çokça okumalıyız.

1. Bismillahirrahmanirrahim.Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.

2. La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh, Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey`in kadir.

3. Allahümme salli ala Muhammedin ve enzilhül muk`adel mükarrebe ındeke yevmel kıyameh.

4. La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh, Lehül mülkü ve lehül hamdü biyedihil hâyrû vehüve alâ külli şey’in kadîr.

Ayrıca Terviye, arefe gününden bir önceki güne denir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle, buyurmuştur:

“Terviye günü oruç tutan ve günah söz söylemeyen Müslüman cennete girer.”

________________________________________________________________________________

AREFE GÜN VE GECESI DUA

________________________________________________________________________________

 

Resûl-i Ekrem Efendimiz arefe gecesinde şu duâyı okuyana Cenâb-ı Hak istediğini vereceğini beyân buyurmuştur. Duâ şudur:

* “Sübhânellezi fi’s-semâvâti arşuhu. Sübhanellezi fi’n-nâri sultânühu. Sübhanellezi fi’l-kubûri kadâuhu. Sübhanellezi fi’l-hevâi rûhuhu. Sübhânellezi raa’s-semâe bigayri amedin. Sübhânellezi vadaa’l-arda. Sübhânellezi lâ melcee illâ ileyhi.”İmam-ı Tirmizi, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in, “

Duânın hayırlısı arife günü yapılan duâdır,” buyurarak Peygamberlerin arife günü duâsını şöyle okuduğunu haber verir:* “

Lâ ilâhe illâllahü hüve lehü’l-hamdü ve hüve alâ küli şey’in kadir.”Buhâri’de geçen bir hadisten öğrendiğimize göre arife günü şu duayı okuyan, şeytanın tasallutundan kurtulur, kendini muhafaza altına almış olur.

* “Allahümme’c’al fi kalbi nûran ve fi basari nûran. Allahümme’şrah li sadri ve yessir li emri…”
“Allah’ım, kalbimi, gözümü, gönlümü nûrlu kıl. Allah’ım, kalbime genişlik, işlerime kolaylık ver.”

________________________________________________________________________________

 TEŞRİK TEKBİRLERİ

________________________________________________________________________________

 

Arefe günü sabah namazı ile birlikte teşrik tekbiri getirmeye başlanır. Teşrik tekbiri getirmek için illa kurban kesmek gerekmez. Kurban kesmeyenler de tekbir getirmekle yükümlüdür.

Kurban Bayramı’nın arifesinde (9 zilhicce) sabah namazından başlayarak bayramın 4. günü ikindi namazına kadar (13 zilhicce) farz namazlardan sonra toplam 23 defa “Allâhü ekber Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd

İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre (Fetvaya Esas Olan Görüş) bu tekbirlerin söylenmesi kadın-erkek her Müslümana vaciptir. Ebû Hanîfe’ye göre bu tekbirin arife günü sabah namazından itibaren bayramın birinci günü ikindi namazına kadar sekiz vakit, cemaatle kılınan farz namazlardan sonra söylenmesi vaciptir.

Bu tekbirleri söylemek, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre sünnet, Mâlikî mezhebine göre ise müstehaptır.

 

 

KADİR GECESİ'NİN ÖNEMİ NEDİR?

İslam dininde Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi, "sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbeerin kabul edildiği kutlu gece" olarak kabul ediliyor. Kuran-ı Kerim'de "Kadir Suresi"nde bu gece şöyle anlatılıyor: "Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rab'lerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir."

KADİR GECESİ'NDE HANGİ DUALAR EDİLİR?

Bu gecede mü'minler mümkün mertebe, vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. Çünkü bu gecede herbir Kur'ân harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir.

Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır, Kuran okunur, Kuran tefsirleri mütâlâa edilir. Zikredilir, salavat-ı şerife getirilir. Dualar edilir. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Hâsılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.

"Kim inanarak, sevabını ancak Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir." (Buhari, Siyam: 71, İbni Mâce, Dua)

TÖVBE GECESİ

Manen bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen, dolayısıyla, yaklaşık bir insan ömrüne bedel olan bu geceden gerektiği şekilde istifade edebilmek için; geçmiş hata, kusur ve günahlarımızdan pişmanlık duyarak bunları bir daha işlememeye söz vermeli, söz ve fiillerimizin Kuran'a uygun olup olmadığının muhasebesini yapmalı, varsa eksiklerimizi telafi etmeli ve bu geceyi yepyeni bir hayatın başlangıcı saymalıyız.

Dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hakim kılmalıyız. Yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların bükük boyunlarını doğrultmalı, onların kırık kalplerini onarmalı, ellerinden tutup topluma kazandırmalıyız. Bu gecede yapmamız gereken iş, Kuran-ı Kerim üzerinde yoğunlaşmak ve kendimizle hesaplaşmaktır.

DARGINLIKLAR BİTMELİ

İnsanlık değerlerinin sık sık deforme edildiği, düşünce ve niyetlerin bulandırıldığı, dostlukların çıkar ve menfaate endekslendiği, vicdanlarda bütün insanlığı kucaklaşacak umumi merhamet duygularının zayıfladığı, fertlerin çözülmeye ve mutsuzluğa doğru sürüklendiği günümüzde kalpleri iman esası üzerine sabitlemek, niyetleri salih amellere yönlendirmek ve ahlaki, sevgi güler yüz, anlayış ve kardeşlikle bütünleştirmek önem arzetmektedir. Bu gece dargınlıklar, kırgınlıklar, kin ve nefret sona ermeli, sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve kardeşlik öne çıkmalıdır.

KADİR GECESİ'NDE HANGİ İBADETLER YAPILMALI?

- Kuran–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekanlarda Kuran ziyafetleri verilmeli.

- Üzerinde namaz borcu olanlarin nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletlidir. Kazası yoksa nafile kılar.

- Peygamber Efendimiz (sas)'e salât ü selâmlar getirilmeli; O'nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.

- Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah'ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli.

- Bol bol zikirde bulunulmalı.

- Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli.

- Günahlara samimi olarak tövbe ve istiğfar edilmeli.

Sokak Çocuklarına Şefkat Haftası

 

Çocuk Esirgeme Kurumu, Türkiye’de yoksul ve korunmaya muhtaç çocuklara ve ailelere bakım, eğitim, sağlık, kültür hizmetlerini sistemli bir biçimde sunmak için oluşturulmuş bir kurumdur. Bu kurumun girişimleri ile her yıl Sokak Çocuklarına Şefkat Haftası çeşitli etkinliklerle  kutlanmaktadır. İlk defa 1997’de kutlanmaya başlanan Sokak Çocuklarına Şefkat Haftası her yılın 24 Mayıs–30 Mayıs Tarihleri içine alan günlerde tüm yurtta kutlanmaktadır. 



Hertürlü kötülüğün pençesine yakalanabilecek savunmasızlıkta olan,elinde kitap olması gerekirken sigara veya uyuşturucu olan,gece sıcacık yatağında uyuması gerekirken kaldırım kenarları,köprü altlarında uyuyan,aile olmanın huzuruyla hazırlanmış yemeğini yemesi gerekirken çöp yuvalarında ekmek arayan,anne-baba şefkati görmesi gerekirken istismar edilen bu çocuklar bizim çocuklarımız..

Onların kaderi bu olmamalı,herbirimiz toplumun birer bireyi olarak bu konuda sorumluluk hissetmeliyiz.Onlara şefkatle yaklaşmalı ve topluma faydalı birer birey olarak kazandırmak için elimizden geleni yapmalıyız.



Peki ne yapılabilir?
En önemlisi onları sahiplenmeli,önemsemeli,hoşgörüyle yaklaşmalıyız.Onların bu ortamdan uzaklaştırılabilmesi adına bakımevleri oluşturulup çeşitli dallarda eğitim verilebilir.Bizler toplumun bireyleri olarak onları dışlamadan kazanmaya çalışmalıyız.

 

20-26 MAYIS İSTİHDAM HAFTASI

İstihdam kelime anlamı olarak kullanma veya çalıştırma demektir. Bir ülkede, bir
yıldaki ekonomik faaliyetlere katılacak durumda olan insan gücünün kullanılması
veya çalışma derecesi istihdamı göstermektedir. Ekonomik ve
sosyal politikaların temel amaçlarından biri olan istihdam, iktisat ekollerinin de
temel uğraşı alanı olmuştur. Devletin müdahale gerekçelerinden birini oluşturması
nedeniyle, farklı istihdam ekollerinde farklı istihdam teorileri söz konusudur.

İşgücü piyasasına müdahalede kullanılan araçlar çeşitlilik göstermekle birlikte
temelde “aktif” ve “pasif” istihdam politikaları başlıkları içerisinde
şekillenmektedirler.

Aktif İstihdam Politikaları

Aktif istihdam politikaları, işsizlerin iş bulma zorluklarını giderme, yeni istihdam alanları açma, emek arz ve talep dengesini sağlama gibi temel ilkeler üzerine
kurulmuştur. Bir nevi işsizlik öncesi istihdamı koruyucu ve artırıcı politikalar bütünü olarak tanımlayabiliriz. Bu kapsamda aktif istihdam programları; meslek danışmanlığı, kariyer yönetimi hizmetleri, iş arama stratejileri ve çeşitli meslek eğitimlerini içermektedir.

Pasif İstihdam Politikaları

Pasif istihdam politikaları ise işsizliğin olumsuz sonuçlarını telafi etmeyi amaçlayan ve ilgililere belirli bir ekonomik güvence sağlamaya yönelik kısa vadeli programlardır. Bunlar genelde işsizlik sigortası, işsizlik yardımı, iş kaybı tazminatı, kısa dönem ödeneği gibi işlemleri kapsamaktadır.

 

 

İŞ İSTASYONUM ÖZEL İSTİHDAM BÜROSU !

19 MAYIS 1919 !

 

Atatürk Samsun19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür. I. Dünya Savaşı sonunda ülkemizin birçok yeri savaşı kazanan devletler tarafından işgal edilmişti. Yurdumuzu bu durumdan kurtarmak için Atatürk, 16 Mayıs 1919’da “Bandırma Vapuru” ile İstanbul’dan Samsun’a hareket etti. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a vardı ve burada Kurtuluş Savaşını başlattı.Üç yıl süren savaşlar sonunda ülkemiz yabancı güçlerden kurtarıldı. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Atatürk’ün, Samsun’a varış tarihi olan 19 Mayıs günü Ata’nın isteği üzerine “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır.

 

 

 

Atatürk Türk gençliğini seviyor, onlara güveniyor ve Türkiye’nin geleceğini onların ellerine bırakmaya çekinmiyordu. Gençliğe bıraktığı bu önemli görevi söylevinde şöyle dile getiriyordu Atatürk: “Ey Türk Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır.”

 

19 MayısAtatürk, “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur!” sözü ile başarılı olabilmenin bir koşulunun da sağlıklı olmak olduğunu, sağlıklı olmak için de spor yapmak gerektiğini vurgulamıştır.

 

Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.

 

19 Mayıs; 1981 yılından bu yana “Atatürk’ü Anma Günü” olarak da kutlanmaktadır. Bunun nedeni Atatürk’ün bir söyleşi sırasında: “Ben 19 Mayıs’ta doğdum” demiş olmasıdır.

ARTIK HİÇ KİMSE BAKICISIZ KALMAYACAK..!

SİZE EN UYGUN BAKICI BURADA..!

KONYA"DA 
-YAŞLI HASTA BAKICISI, 
-BEBEK ÇOCUK BAKICISI,
-EVLERE YARDIMCI ELEMANLAR, "TEMİZLİK ELEMANLARI,
-KURUMSAL FİRMALARA PERSONELLER,
-AŞÇILAR,
-ŞOFÖRLER,
-SEKRETERLER,
DAHA BİR ÇOK ALANDA PERSONELİ BİZDEN TEMİN EDEBİLİRSİNİZ..

AYRICA ÇALIŞMAK İSTEYENLERE MÜJDE..!
ARTIK BAKICI TEYZE SİZSİNİZ!
SİZ OLABİLİRSİNİZ..!
LÜTFEN BİZE ULAŞIN..!

ADRES:
Aksinne Mah. Gazhane Sk. No:22/C-4 Meram/Konya
GSM:
0 553 739 50 56
0 552 209 43 63
0 332 353 44 31
Web adresimiz 
isistasyonum.net
E-mail adresimiz
info@isistasyonum.net

 

YAŞ GRUPLARINA GÖRE BEBEK/ÇOCUK BAKIMI

0-3 yaş grubuna doğan bebeklerin bebek hemşiresi veya profesyonel dadı bakmalıdır. Tecrübe çok önemlidir.
0-3 yaş grubu bebeklerin iyi bakıma ihtiyacı vardır. Örneğin;

0-6 Haftalık (yeni doğan); İlk üç hafta istem dışı ses çıkarmalar yani rastgele sesler.
3-6 Ay; Açlık veya rahatsızlığa bağlı ağlamalar. Başkaların çıkarttığı seslere tepkili cevap verirler. Mutlu bebek cıvıldar. Onunla konuşan kişiye bakar.
6-9 Ay; Duyduğu sesleri taklit eder ve tekrarlar. Konuşan kişiyi gözleriyle ararlar. İsmi söylendiğinde sesin geldiği yöne doğru bakar, hece tekrarları yapar.
9 – 12 Aylık bebekler; Heceler bebekler için diğer insanlarla iletişim ve etkileşim kurmanın yoludur. Anlamsız ama akıcı cümleler kurar. Bu bebek dilidir.
1 -2 Yaş Dönemi; Nesnelere işaret eder. Anne, baba, abba, abi gibi kelimeler kurar.
18 Aylıkken en az 10 sözcük kullanması beklenir. 2 yaşında ise en az 50 kelime kullanır.
2 – 3 Yaş Dönemi: 5 vucut organını bilir. Lütfen ya da teşekkür ederim der. Resimli hayvanları tanır. “Annem nerede” gibi 2-3 kelimeli cümleler kurabilir.

Çocuk gelişimini desteklemek için çocuğun isteklerine, ilgi alanına, zevk aldığı ilgi alanlarına önem vermek ve takip etmek gerekir.
0 – 3 yaş yeme, içme alanı gelişim basamakları

0 -3 aylık bebek biberonunu veya anne memesini görünce hareketlenir. Elini kolunu sallar, kaşık veya biberon yaklaşınca ağızını açar.
3 – 6 ylık; Açlığını belli eder. ellerini annesinin memesine uzatır veya biberonunu tutar. Püre, lapa halindeki yiyecekleri emer ve yutar.
6 – 9 Aylık; Yardımla bardaktan su içer. Pütürlü püre halindeki yiyecekleri ağzında ezer ve yutar. Bisküvileri yer.
9 – 12 Aylık; Kaşıkla ağızına yiyecekleri götürmeye çalışır, ısırır.
12 – 15 Aylık; Bardaktan yardımsız su içer ama dökerek. Kaşığıyla kendi kendine yemek yer.
18 – 24 Aylık; Dökmeden bardaktan su içebilir ve kaşıkla yemek yer.
2 – 3 Yaşında; Kamışla meyve suyu vs. içer ve yiyecekleri çatalla yemeye başlar.

1-3 Yaş Arası Giyinme Becerileri
12 – 15 Aylık; Şapkasını, ayakkabılarını ve çoraplarını çıkarabilir.
15 – 18 Aylık; Kollarını ve bacaklarını hareket ettirerek giyinmeye yardımcı olur, şapkasını takar.
18 – 24 Aylık; Giyisilerini çıkartabilir ve giyinebilir.
2 – 3 Yaşında; Çoraplarını, ayakkabılarını, pantolonunu ve kazağını giyebilir.

1-3 Yaş arası hijyen becerileri

18 – 23 Aylık; Altı ıslandığında haber verir, ellerini yıkamayı bilir.
24 – 29 Aylık; Tuvaletini geldiğini belli eder, çişini tutup söyleyebilir.
30 – 35 Aylık; Tuvalette pantolununu kendi başına indirebilir, kakasını tutup, söyleyebilir. Kendi kollarını, bacaklarını yıkar, yardımla dişlerini fırçalar.

OYUN;Çocuklar için oyun çok önemlidir. Oyunun önemi, çocukların hoşça vakit geçirmeleri için yapılır. Oyun akranlarıyla bağı güçlendirir.
Sosyal, duygusal gelişimi ilerletir. Keşfetme davranışını güçlendirir.
Oyunun önemi; çocuklar oyun yoluyla gerçek yaşamda gözlemledikleri nesneleri, olayları deneyerek tatbik eder. Böylelikle uygulayarak öğrenme fırsatı kazanmış olurlar. Oyunun doğasında deneme, yanılma yöntemi sayesinde öğrenirler.

İŞ İSTASYONUM ÖZEL İSTİHDAM BÜROSU OLARAK KONYADA HİZMETİNİZDEYİZ..!

Hastalarınıza yaşlılarınıza bebek ve çocuklarınıza kendi yakınımız gibi bakacak kişileri sizin için buluyoruz..

Çiftliklere ve villalara yardımcı aile hizmetleri

 

Villa veya çiftliğin özellikleri, iş beklentileri ve aranılan nitelikler göz önünde bulundurularak gelen talep doğrultusunda yatılı veya gündüz olmak üzere aile hizmeti desteği sağlanır.

Evinizin ya da Villanızın işlerinde en iyi şekilde size yardımcı olacak eşler.

Bu konuda tecrübeli, güvenilir gerektiğinde referans verebilirler.

 

Görev Tanımları

 

Günlük Ev işlerinin (Yemek-temizlik-ütü-çamaşır vs.) tamamını yapılması,

Bahçe ve dış mekân bakımının yapılması,

Alış veriş işlerinin yapılması,

Çalışma Şekli Yatılı

 

Yatılı tam zamanlı haftada bir gün 24 saat izin kullanırlar aile ile yapılan anlaşma gereği hafta içi veya hafta sonu izin kullanılır.

 

Çalışma Şekli Gündüzlü

 

Günde 8 veya 9 saat çalışırlar – Cumartesi veya Pazar izin kullanırlar.

 

Talebinizin firmamızca alınması

İş istasyonum profesyonellerinin talep sahipleriyle temasa geçerek aranılan bilgi beceri ve yetkinlikleri belirlemesi

Elaman bilgi bankasından beklentilere uygun adayların tespit edilmesi

Adayların talep sahiplerine teklifi ve uygun bulunması halinde tarafların görüşmelerinin sağlanması.

Görüşme sonucunda tarafların anlaşması halinde diğer prosedürler tamamlanması.

Elemanın gerekli güvenlik soruşturması ve sağlık raporunun alınarak iş başı yaptırılması

 

Takip süreci ile danışmanlık hizmetinin 3 ay olarak devam etmesi

Ev İşlerine Yardımcı Hizmetleri

 

Personel seçiminde aradığınız kriterler göz önünde bulundurularak bu konuda deneyimli olan elemanları talep sahipleri ile görüştürerek en uygun elemanın seçiminde danışmanlık hizmeti verilmektedir.

 

Ev işlerinde size yardımcı olarak ihtiyaçlarınıza tam cevap vermek üzere bilgilendirilmiş yardımcılar. Güvenilir, referans verebilecek, işlerinde tecrübeli eleman hizmetlerimiz bulunmaktadır.

 

Görevleri

 

Günlük ev işlerinin tamamını yapmak (Yemek, Ütü, temizlik, çamaşır, bulaşık)

 

Çalışma şekli

 

Yatılı tam zamanlı haftada bir gün 24 saat izin kullanırlar aile ile yapılan anlaşma gereği hafta içi veya hafta sonu izin kullanılır.

 

Gündüz hafta içi veya talebiniz doğrultusunda hafta sonu cumartesi dahil çalışır. Pazar günü izin kullanır.

 

Part-time, haftanın belli gün ve ya saatlerinde talebinize göre hizmet verir.

 

İşlem Süreci

 

Talebinizin firmamızca alınması

Personelle  temasa geçerek aranılan bilgi beceri ve yetkinliklerin belirlemesi

Eleman bilgi bankasından beklentilere uygun adayların tespit edilmesi

Adayların talep sahiplerine teklifi ve uygun bulunması halinde tarafların görüşmelerinin sağlanması.

Görüşme sonucunda tarafların anlaşması halinde diğer prosedürler tamamlanması.

Elemanın gerekli güvenlik soruşturması ve sağlık raporunun alınarak iş başı yaptırılması

 

Takip süreci ile danışmanlık hizmetinin 3 ay olarak devam etmesi

 

A) Evde veya hastanede hemşirelik hizmetleri

 

Konusunda uzman hemşirelerle; özenli bakım ve şefkate her zamankinden daha çok gereksinim duyulan yaşlılık ve hastalık dönemlerinde ilgi ve sevgiyi bilinçli bakım hizmeti ile bütünleştirerek sunmaktayız.

Bilinçli bakım ve ilgi ile psikolojik bedensel iyileşme süreci hızlanacak hastanız kontrol altında sağlığına kavuşacaktır.

 

Evde hemşirelik hizmetlerinde amaç

 

Hastanede başlamış tedavinin evde sürdürülmesi

Hastanede cerrahi veya dahili tedavi uygulanmış hastanın hastanede kalış süresinin doktor onayı ile kısa tutularak, aynı standartların evde sürdürülmesi

Hastanın hastane enfeksiyonlarından korunarak evde iyileşme sürecinin hızlandırılması.

 

Evde kronik hasta takibi

 

Genellikle klinik durumu bozuk, felç veya kanser gibi uzun süreli bakım ve tedavi gerektiren hastalara daha rahat edebilecekleri kendi ev ortamlarında hemşirelik hizmeti sağlanması.

Bu hizmet evde sürekli, süreli veya kısa süreli hemşire viziteleri ile gerçekleştirilir.

 

B) Evde veya hastanede hastabakıcı hizmeti

 

İyileşme sürecine girmiş ve klinik tablosu düzelmiş hastalara, evde ve hastanede hastabakıcı desteği sağlanır

 

Bu hizmetler talebi karşılamaya yönelik, yatılı, gündüzlü veya yarı zamanlı olarak verilmektedir…

GÜNLÜK EV TEMİZLİĞİNİN PÜF NOKTALARI

Kötü kokular

Evinizdeki kötü kokulardan kurtulmak için bazı önlemler alabilirsiniz. Örneğin sigara kokusunu gidermek için salonun bazı yerlerine birer tabak içinde sirke koyun. Çöp torbasından yayılan kötü kokular için kutuya limon kabuğu ve buz parçaları koyun.

Toz alırken

Zeminin tozunu almak istediğiniz zaman bir gazete kâğıdını kenarlarından ıslatın ve yere bastırın. Sonra kâğıdı katlayın. Tozdan böylece kurtulursunuz. Tahta döşemelerin tozunu almak için gazete kâğıdı çok kullanışlıdır.

Mürekkep lekeleri

Duvardaki mürekkep lekelerini çıkarmak için bir çay fincanı suya bir yemek kaşığı çamaşır suyu ilave edin. Pamuklu bir bezi bu karışımla ıslatıp lekeli yeri silin.

Duvarları silerken

Evinizin duvarlarını sileceğiniz zaman hafif bir deterjanı suyla karıştırın. Duvarları bu karışımla aşağıdan yukarı doğru silmeye başlayın. Bu şekilde davranınca duvarda leke kalmasını önlersiniz.

Elma kabukları

Yediğiniz elmaların kabukların atmayın. Bunları güzelce kaynatın. Suyuyla tencerelerinizi ve mutfak takımlarınızı yıkayın. Her şeyin pırıl pırıl olduğunu göreceksiniz

Kireçlenmelere karşı

Çaydanlıkların içleri zamanla kireç bağlar. Çaydanlığınızı temizlemek için baş vurabileceğiniz pek çok yöntem vardır. Bunlardan en etkilisini hatırlatalım. Çaydanlığı suyla doldurup kaynatın. İçine bir yemek kaşığı limon asidi koyun.

Teflon tavalar

Sudaki mineraller ve nişastalı yiyecekler, teflon tavalarda beyaz leke bırakabilir. Böyle durumlarda tavayı, limon suyuna ya da beyaz sirkeye batırılmış süngerle silmeyi ihmal etmeyin

Yemek yanınca

Yemeği ocakta unuttunuz ve tencerenin dibi yandı. Tencerenin dibinde kalan yanık yiyecekleri temizlemek zor gelebilir. Tencereyi suyla doldurup yarım çay fincanı tuz atın. Yirmi dakika kaynattıktan sonra kapağını kapatıp bir gece bekletin.

Boya yaparken

Evinizde boya badana yaparken kapı tokmaklarına boya sürülmesinden korkarsınız. Daha sonra bu boyayı çıkarmak güç olur. Siz en iyisi kapı tokmaklarını ve pencere kollarını alimünyum folyo ile sarın. İki iş yapmaktan kurtulursunuz.

Pencere camları

Pencerelerinizde camları tutan macunlar dökülmeye başlarsa, onları yeniden macunlatmanız gerekecek. Ama bunu yapıncaya kadar, dökülen macunları tırnak cilasıyla yapıştırın. Bir süre rahat edersiniz.

BAKICIDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Çocuğunuzu kime emnet edeceksiniz?

 

Prof. Dr. Murat Tuncer; mükemmel anne-baba olmak isteyen aileler için hazırladığı `Çocuk Sağlığı Rehberi` adlı kitabında ailelerden kendisine gelen soruları ve önerilerini anlattı. Tuncer çocuk için doğru bakıcı bulmak için 10 püf noktası olduğunu anlattı:

 

1- Bakıcı seçerken mutlaka diksiyonunun düzgün olmasına dikkat edin. Çünkü özellikle bebekler, yedinci aydan itibaren çevresinde konuşulan dili öğrenmeye başlar ve hafızalarına her şeyi kaydeder. Yakınlarında birlikte oldukları kişinin konuşmasının bozuksa, ilk kelimelerden itibaren aynı yanlışları bebeğinizde de görebilirsiniz. Yani diksiyon önemli!

 

2- Bir bakıcıda aramanız gereken en önemli vasıf, çocuklara karşı gerçekten sevgi dolu olmasıdır. Çocuğa yönelik sert uyarılar, o­nu sevgi yoksunu yapabilir. Bakıcılar nedeniyle otistik bulgular gelişen bebek sayısı hiç de az değildir. Bakıcının cinsel organına vurarak cezalandırdığı çocuklarda, ergenlik döneminde önemli sorunlar ortaya çıkabilir.

 

3- Bir bakıcıyı işe alırken mutlaka çok iyi tanıdığınız birinin referansını arayın ve o­na göre kararınızı verin.

 

4- Yeni işe başlayan bakıcınızla gerekirse izin alarak bir süre birlikte evde olun ve çalışmasını gözleyin.

 

5- Kendi çalışma prensiplerinizi öğretin. Özellikle bebek bakımı, temizlik konusunda en ufak bir taviz vermeyin ve bu konuda çok titiz olduğunuzu hatırlatın.

 

6- Bebeklerin hislerine güvenin. Birlikte olmak istemediği bir bakıcıya bebeğinizi bırakmayın.             

                 ÇOCUK VE BEBEKLERİN BAKIMI

          Çalışan ailelerin en büyük sorunlarından bir tanesi de çocuk bakmaktır. Özellikle doğumundan sonra yavrunuzu kime emanet edeceğiniz endişe vericidir. Çocuğunuzu emin ellere teslim etmek en doğal hakkınız.Çocuklar enerji doludur. Koşmak ister , her şeyi öğrenmek ve sormak isterler. Onların bu hareketliliğine ayak uyduracak ruhsal ve kültürel yönden kendisini geliştirmiş kişileri seçiyoruz. Burada önemli olan sadece bakıcı bulmak değil; çocuğunuzu emanet edeceğiniz, eğitimli, donanımlı, titiz ve çocuğunuza hassas davranabilen , empati yapabilen donanımlı kişileri seçiyoruz.

           Bize başvuran adaylarda sorumluluk sahibi, işe zamanında gelmesi, yalan söyleyip söylememesi gibi konularda, titiz bir ön eleme yaparak sizlerin beğenisine sunuyoruz    

  Bize başvuran adaylarda sorumluluk sahibi, işe zamanında gelmesi, yalan söyleyip söylememesi gibi konularda, titiz bir ön eleme yaparak sizlerin beğenisine sunuyoruz

                   BEBEK VE ÇOCUKLARIN BAKIMI

             -Günlük sosyal gelişimine katkı sağlamak

             -Beslenme desteği

             - Temel ihtiyaçlarının sağlanması

             -Gün içerisinde arkadaşlık ve sohbet etkinliği

             - Kişisel ihtiyaçlarının belirlenmesi

             -Alerjisi olabilecek unsurlar varsa dikkat edilmesi

             -Yatılı bakıcılar bir gün(24 saat )izin kullanabilir

 

             -Gündüzlü bakıcılar ortalama 8-10 saat çalışırlar

TEMİZLİK PERSONELİ

Eviniz ; yorgunluğunuzu attığınız ,  belkide dinlenmeye tek vakit bulduğunuz yer.Her kadın evine geldiğinde mutlu, huzurlu günün yoğun temposundan kurtularak evinin temiz ve pırıl pırıl olmasını ister. Her kadın çalıştığı için ya da kendisine zaman ayırmak istediği için bir yardımcıya ihtiyaç duyar. Sizlerin daha az yorulup kendinizine daha çok zaman ayırarak yaşam kalitesini yükseltmek için kurumumuz olarak sizlere hizmet vermekteyiz.

Kururumuz sizlere ev işlerinde yardımcı olabilecek, yükünüzü omuzlarınızdan alabilecek , işinde kendisini yetiştirmiş personelleri size sağlıyoruz

 

TEMİZLİK PERSONELİ GÖREV TANIMI

-Yemek ,ütü ,çamaşır, bulaşık

-Yerlerin süpürülmesi ve vileda ile silinmesi

-Günlük işlerin yapılması(alış veriş, çocuğun okuldan alınması)

-Detaylı ve itina ile çalışılması

-Uygun yerde uygun malzemenin kullanımı

-Özel alana ve özel eşyaya saygı

 

-Ev sahibine saygı

Hasta ve Yaşlı Bakıcı Hizmetleri

• Günlük yaşam aktivitelerinin desteklenmesi

• Kişisel temizlik yardımı

• Tuvalet / banyo desteği

• Giyinme / soyunma desteği

• Ağızdan verilen ilaçların hazırlanması ve takibi

• Hayati bulgu takibi (Nabız / tansiyon / solunum / ateş ölçümü)

• Beslenme desteği

• Arkadaşlık / sohbet ve vakit değerlendirme

• Egzersiz desteği

Çocuk bakıcısı adaylarında dikkat ettiğimiz hususlardan bazıları;

Bebek ve çocuk bakımı yapabilecek nitelikler taşıması,

Mesleki eğitim almış olan adaylara öncelik verilmesi,

Özel yaşantısının düzenli olması,

Dış görünümüne ve hijyenine önem vermesi,

Güleryüzlü, sevecen, sabırlı ve saygılı olması,

 

Referanslı ve/veya tecrübeli olmasıdır.

 

 

 

 

 

 CAM TEMİZLİĞİ:

 

 

1-Elma sirkeli su

-Az bir miktar gliserin damlatılıp karıştırılarak silinir.

-Gazete ili parlatılırı.

NOT:Gliserin buğulanmayı önler. Çabuk kirlenmeyi önler.

 

2-Şekersiz  sıcak çay(Erkan Şamcı)

 

DUVAR TEMİZLİĞİ:

-1 litre sıcak su

-1 çay bardağı elma sirkesi

-2 yemek kaşığı arap sabunu

Karıştırılır ve nemli bez ile silinir.

 

YATILI BEBEK BAKICISI    

Yatılı bebek bakıcısı, haftada bir gün (24 saat) izin kullanır.Aile ile yapılan anlaşmaya göre bu izin günü hafta sonu veya hafta içindeki bir gün olabilir.

 

GÜNDÜZLÜ BEBEK BAKICISI 

Gündüzlü bebek bakıcısı ise hafta içi mesai günlerinde günde 8 veya 9 saat çalışırlar.Cumartesi ve Pazar izin günleridir.

 

Yaşlılarla İlgili Bilinmesi Gerekenler

Televizyon izleyebilmesi için de kumandanın koltuğunun yakınında bulunmalıdır.
Yaşlılar çok hassastır.
Bu nedenle oda sıcaklığından çok çabuk etkilenirler.
Oda sıcaklığının 20 C derece olması genel sıcaklıktır.
En yüksek ise 22-23 C derece olması gerekir.
Oda da cereyan olmamalıdır.Odanın her gün havalandırılması gerekir.
İnsanda 40 yaşından sonra yaşlılık belirtileri oluşur.
60 yaşından sonra daha da ilerler.
75 yaşından sonra insanın derisi,sinir sistemi daha çok hassas olur ve çoğu şeyden çok çabuk etkilenir.

 Paslı Eşyalar

Makas ve bıçaklardaki pas lekesini çıkarmak için en iyi çare gazdır. Pas olan yeri birkaç defa gaza batırılmış bir bezle silin. Sonra da yünlü bir kumaş parçasıyla kurulayın.

 

Kahve Dökülürse

Üzerinize veya halıya kahve dökülürse, lekeyi soğuk suyla ıslattıktan sonra hemen birkaç damla gliserin ile çitileyin.

 

Çivi Çakmak İçin

Duvara büyük çivileri çakmak hiç de kolay değildir. İnsanı oldukça uğraştırır ve sıvanın dökülmesine de neden olabilir. Bunu önlemek için çiviyi çakmadan önce sabuna bulayın. Böylece çivi duvara kolayca girer.

 

 Çiçekleriniz Bozuluyorsa

Evinizdeki çiçekler bazen böcek yüzünden kurur. Onların çiçek köklerini yemelerini önlemek için sigara külünden yararlanın. Çiçek köküne dökeceğiniz küller, böceğin hastalanıp ölmesini sağlar.

 

Koltukların Tozunu Alırken

Elektrik süpürgeniz yoksa ve koltuklarınızın tozunu almanız gerekiyorsa, şu yöntemi uygulayın. Tozunu alacağınız eşyanın üstüne nemli bir bez yayın, beze sopa ile vurarak tozunu çıkarın. Çıkan toz nemli beze yapışacağından hem oda tozlanmaz, hem de eşyalarınız tertemiz olur.

 

Güvelerden Kurtulmak İçin

Güvelerin dolaplarınızı istila etmelerini önlemek için, büyükçe bir portakal alın, üzerine kabuğu görünmeyecek kadar sık biçimde karanfil batırın. Bu karanfilli portakalı giyecek dolabınıza ya da sandığın bir köşesine koyun. Böylece güveleri giyecek dolaplarınızdan uzak tutmuş olursunuz.

 

Tahta Kapı Ve Çerçeve Temizliği

Ellerinizin beyaz veya açık renge boyanmış kapı ve tahtalar üzerinde nasıl kötü izler bıraktığını bilirsiniz. Tahta eşyalar böyle kirlendiği zaman yapacağınız işlem şundan ibaret: Çiğ bir patatesi ortadan ikiye bölün ve lekeli yere hafifçe sürün. Lekeler hemen yok olacak ve eşya eski haline dönecektir. Ayrıca tahta eşyayı temizlemek için şu yöntem de çok etkilidir. İki çorba kaşığı çayı kaynar su içine atın. Su soğuduktan sora renkli kapı veya tahta eşyayı sünger yardımıyla bu su ile yıkayın. Yumuşak bir bezle kurutun. 

 

Evinizi Toparlarken

Temizliğe başlamadan önce doğal olarak evde bir tur atıp şöyle bir etrafı toparlarız. Fakat bunu yaparken sürekli o odadan o odaya dolaşmak zorunda kalırız. Bu da epey bir zamanımızı alır. Evi toparlarken bilimize önünde büyük bir cebi olan bir önlük takarsak ya da elimize bir sepet alıp bütün yayıntıları biriktirip daha sonra ait oldukları yerlere koyarsak daha az zaman harcamış oluruz.

 

Cam Silerken

Cam silerken silme suyuna tuz koyulduğunu hiç duydunuz mu? Camlarınızı silerken suyun içine biraz tuz koyarsanız hem daha kolay temizlerin hem de tertemiz, pırıl pırıl olur. 

 

Yerdeki Cam Kırıkları

Herhangi bir cam eşyamız kırıldığı zaman kırılan eşyadan çok yere saçılan cam parçalarını nasıl toplayacağımızı düşünürüz. Böyle bir durumda bir parça ıslak pamuğu yerde gezdirirseniz cam kırıklarının pamuğa takıldığını ve camların kolaylıkla temizlendiğini göreceksiniz.

 

Kristal Avizeleri Parlatmak İçin

Kristal avizelermizin baş düşmanı sigara dumanı ve tozdur. Bu yüzden avizelerimizi sık sık temizlememiz gerekir. Fakat temizlerken deterjanlı su yerine karbonatlı veya sirkeli su kullanırsanız hem daha kolay temizlenir hem de daha geç kirlenir. 

 

Ezilmiş Halılar

Halılarınızın ezilmiş yerlerini düzletmek için, ıslak bir bezle ılık ütüyü bu ezilmiş yerlerin üzerinde gezdirin. bu işlemi yaparken ütüyü çok fazla bastırmamaya çalışın. Ezilmiş olan kısımların dikleştiğini göreceksiniz. Gerekirse biraz da fırçalayabilirsiniz.